Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et

Go Back   Unisof | Kadın, Diyet, Moda, Astroloji, Gebelik, Güzellik, Cinsellik > Kültür ve Sanat > Sinema&Tiyatro

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 06-06-2008, 11:52
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 96
Standart Kıyamet Öyküleri | Southland Tales (2006)

İlk filmi "Donnie Darko"nun ardından bu sefer ortalığı kötü eleştirilerle sallayan Richard Kelly, yeni filminde seyirciyi fazlasıyla zorluyor. Kitsch öğelerin iyice abartıldığı film haliyle zaman zaman seyirci için de ciddi bir sıkıntı haline dönüşüyor. Ancak dikkatli olun ve filmi hemen göz ardı etmeyin, çünkü ciddi bir kült adayıyla karşı karşıyayız. Filmden nefret edenler çoğunlukta olacak ama "Kıyamet Öyküleri" pek çok teorisyen ve sinefile kendisi hakkında bol bol yazdırıp çizdirecek şeytan tüyüne sahip bir film.

2001'de sessiz sedasız ortaya çıkan ama zaman içinde tam bir fenomene dönüşen "Donnie Darko"yla sinemaya iddialı bir adım atan Richard Kelly'nin ikinci numarası "Kıyamet Öyküleri"nin ("Southland Tales", 2006) yolculuğundan bahsetmek gerekiyor önce. Küçük bir bağımsızla yola çıkıp gönülleri fetheden yönetmen bu filmini ise tam tersine görkemli bir açılışla tanıtmıştı. İki yıl önce Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışan "Kıyamet Öyküleri" festival sırasında o kadar kötü eleştirilerle karşılanmıştı ki, sonrasında tekrar kurgulanması gerekti ve gösterim tarihi de bir yıl –hiç azımsanmayacak bir süre– gecikti. Yani "Donnie Darko"nun kimileri için krallık mertebesine eriştiği süreç içinde Kelly'nin yeni filmi aynı hızla bu sefer aşağılara doğru indi. Filmin bizdeki ilk gösteriminin gerçekleştirildiği İf İstanbul'da da benzer tepkilerle karşılaştığını söylemek mümkün. Peki nedir bu filmin sorunu? Her şeyden önce baştan kabul etmek lazım ki karşımızda gerçekten de dayanılması zor, hatta imkansız bir film var. Yani herhangi bir savunma yaratmaya çalışmak abesle iştigal etmekten başka bir şey olmayacak. Ama yine de "Donnie Darko"yla karşılaştırdığımızda şunu söylemek mümkün: İki filmin de aynı kafadan çıkmış olduğu çok bariz. Yani Kelly'nin tarzında aslında büyük bir değişim söz konusu değil. Sadece bu sefer yarattığı dünyanın mayası pek tutmamış. Yönetmenin ilk filmi için 'tek bir fikri' sömürdüğünü iddia edenler için daha eğlenceli bir haberi de hemen verelim. Bu sefer ortalıkta o kadar çok fikir uçuşuyor ki nereden yakalayacağınızı şaşırabilirsiniz.
Bol bol dalgasını geçiyor
"Kıyamet Öyküleri" 2008'de, 3. Dünya Savaşı'na girmiş bir Amerika tanıtıyor bize. Ama bu şimdiye kadar izlediğimiz kıyamet maceralarından daha farklı bir ortamda gelişiyor. Baş karakterlerinin biri, kendisine yeni sektörlerde isim yapmaya çalışan bir porno yıldızı ve hafıza kaybından muzdarip; aynı zamanda politikayla evlilik bağları bulunan bir aksiyon aktörünün olduğunu söylersek belki neler olduğunu ucundan kıyısından tahmin edebilirsiniz, zira aşırılıkların çok daha fazlasının olduğundan da emin olun. Film o kadar cümbüşlü bir dünyada geçiyor ki, ciddiye almanız imkânsız. Zaten filmin de bu noktada geçer not aldığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz, çünkü o da kendisini ciddiye almıyor. Onca garip karakteri kaotik bir ortamda buluşturuyor ve üzerine de bolca eğleniyor. Hatta direk "B filmi olmak için yaratılmışım" diye de çığırıyor. Filmin kendi evreni içinde geliştirdiği terimler ve durumlar, her bir karakterin abartılı özellikleri bu bağlamda değer kazanıyor. İçlerinde Sarah Michelle Gellar, Dwayne Johnson, Seann William Scott, Jon Lovitz, Justin Timberlake veya Mandy Moore gibi popüler ama ikinci sınıf isimlerden oluşmasının da bilinçli bir tercih olduğu açık. Ayrıca performansların niteliğine bir süre sonra alışıyorsunuz ama ilk başlarda daha kötü nasıl olunabilir diye de düşünmeden edemiyorsunuz.
Aslında "Kıyamet Öyküleri", bu tarz fütüristik hikâyelerden hoşlanan ve özellikle film teorisine ve farklı okumalara ilgisi bulunan sinefillerin kendine çekecek bir yapıya sahip. Filmin sahip olduğu alt metinlerin iddialı, yaratıcı ve kendi içinde tutarlı olduğunu söylemeliyiz. Bu aşamada açık açık dalgasını geçtiği bölümlerdeki sivriliğini de düşününce filmin ciddi bir kült klasik olacağını tahmin etmek de zor değil.
Başlıkta da bahsettiğimiz gibi "Kıyamet Öyküleri" hakkında ne desek tam olarak derdimizi anlatmamız mümkün değil. Film, değindiği onca şey hakkında ilginç ve yaratıcı yorumlarda bulunurken, özellikle akademik anlamda incelenmeyi hak ederken ister istemez aklınızda da yer ediyor. Ancak normal bir izlenirlik üzerinden gittiğimizde de aslında ulaşılması çok kolay gibi gözüken ama seyircinin girmek istemeyeceği kadar da antipatik. Filmi izlerken ister istemez Steven Soderbergh'in ya da Takeshi Kitano'nun zaman zaman yaptıkları –ki Kitano bu işi düzenli hale getirdi– aşırı kişisel ve deli işi denemeler akla geliyor. Kendi adıma konuşmam gerekirse o yönetmenlerin ayarını tutturabildiğini düşündüğüm bu aşırı kişisel arenada Kelly'nin kantarın topuzunu kaçırdığını hissettim. Tabii bu filme karşı olan aşırı tepkide Kelly'nin verdiği uzun aranın da payı var. Zira düzenli olarak film üreten ve farklı işler çıkaran, ya da yukarıda bahsettiğim isimler gibi kendi sinema dilini oluşturmayı başarmış bir yönetmen olsa bu film çok daha iyi karşılanabilirdi. Ancak 5 yıllık uzun bir aradan sonra daha ikinci filmindeki bu cesur adım Kelly'nin filmini de pek çok kişinin gözünde değersiz bir hale sokuyor.
Muhtemelen bu senenin 'salondan en çok seyirci kaçıran film' unvanını kapacak olan "Kıyamet Öyküleri" duyduğunuz kadar garip, içine girilse bile çok kolay bayan, formülüne 'etkileyicilik' sıfatını koymaya gerek görmemiş ve kendisi eğlenirken karşısındakini eğlendirmeyi unutan bir iş. Kolayca deli saçması da diyebiliriz. Ama yukarıda da belirttiğim gibi sizi ne kadar baysa da kolayca harcayamıyorsunuz, çünkü içi boş değil ve kendisinin de ne olduğunu farkında. Bunun sonucunda da hangi taraftan yaklaşacağınızı bilemediğiniz garip bir şey. O yüzden cesaretiniz varsa bu dünyaya girmeyi deneyin.
Kimler İzlemeli?
Fütüristik kıyamet çılgınlıklarına özel ilgisi olanlar.
Film teorisiyle ilgilenenler. Kimler İzlememeli?
'Self conscious' (kendisinin farkında) filmlerden zevk almayanlar.
İçine girilmesi kolay bir film bekleyenler.
Kült ve kitsch terimlerine alerjisi olanlar.


Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 06-06-2008, 11:53
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 96
Standart

"Kıyamet Öyküleri"nin olaylı bir geçmişi var diyebiliriz. İki sene önce Cannes Film Festivali'ndeki gösteriminin ardından, yerin dibine sokulan film uzun süre seyirciden uzak kaldı. Kelly bu ağır eleştirilerin ardından filmini tekrar gözden geçirdi ve film Amerika'da vizyona girmeyi başardı. Filmin bu yeni versiyonuna gelen tepkilerin ise ancak daha az acımasız olduğunu söyleyebiliriz. Ne yazık ki film o kadar çabuk tek kalemde çizildi ki hakettiği tartışma ortamını bulamadı. Aslında "Kıyamet Öyküleri", kendi yarattığı provoke anlatımı ve öyküsüyle ortalığı karıştırmak isteyen bir film. Distopya, paranoya ve komedi
Film bir bilgisayar oyununun menüsüne benzeyen bir grafikle açılıyor. Daha ilk sahneden tonunu belli eden film, daha sonra da farklı noktalardan vuracağı Amerikan yaşamını, politikalarını ve dünyanın şiddet üzerine kurulu yapısını alaycı bir dille, gelecekten bir kesit ile bize aktarıyor. Bunun ikinci kanıdı ise nükleer bombaların patladığı sahneyi, zengin bir banliyö evinde gerçekleşen bir doğumgünü partisinde, bir amatör kameranın gözünden izlememiz.
Dünyanın sonuna üç gün kala yeni dünya düzenini tasvir ettikten sonra anlatımına bir noktalı virgül çakarak bu sona nasıl gelindiğine dair birbirinden alâkasız görünen çoklu hikâye yapısı devreye girmeye başlıyor. Özellikle 'The Rock' olarak tanıdığımız Dwayne Johnson'ın canlandırdığı Boxer karakterinin geçmişini, temel eksilti noktası olarak alan hikâye, tüm merak öğesini ve dinamiğini bunun üzerinden oluşturuyor. Boxer karakteri de aynı film gibi tutarsızlıklarla dolu, "fiziksel" olarak güçlü, trajik, hatta inandırıcılık seviyesini zorlayacak kadar gülünç bir karakter. Hikâye ilerledikçe kendini büyük bir komplonun ortasında bulan Boxer, yeniden niye dünyaya geldiğinin sırrını öğreniyor ve film daha en başta açık ettiği sonuna doğru adım adım yaklaşıyor. Boxer'ın haricinde, Timberlake'in canlandırdığı Abilene karakteri seyircinin gözü oluyor diyebiliriz. Çünkü takip etmesi inanılmaz zor olan filmde, Abilene'in hikâyesi genel gidişatı anlamamızda çok etkili bir role sahip. Kelly burada Abilene'i bir cankurtaran gibi kullansa da maalesef filme yetmiyor.
"Kıyamet Öyküleri" aslında izlemeye gayet alışık olduğumuz distopya öykülerinden biri. Bunun içine belki de bir alt tür olarak alabileceğimiz paranoya filmlerini de sayabiliriz ama ilginç olan tamamen bu türlerin kodlarıyla ilerleyen öykü, bir yandan bu türü de alaşağı etmeyi de biliyor. Öyküye yapıştırılan tür kodları, filmin genel tutarsız, anlamlandırılamayan ve karmaşık yapısının organik bir yansıması gibi işliyor. Her ne kadar Kelly'nin yapmaya çalıştığını anlasak da o verilmek istenen olmamışlık hissi istendiği gibi işlemiyor. Öyküye kendini kaptıramayan veya filmin "kitsch" liğine ısınamayan bir seyircinin filmden kopmasının yarım saatten fazla sürmeyeceğini garanti edebilirim.
Postmodern topluma postmodern anlatı
Çünkü Kelly bu noktada anlatımındaki tercihinden çuvallıyor. Aslında elindeki malzeme, bir Michael Moore belgeseli kadar vurucu ve provoke edici. Örneğin oyuncu tercihlerine baktığınızda filmin vurmak istediği popüler kültür referanslarının dama taşı gibi yerine oturduğunu görüyoruz. 'The Rock'tan Sarah Michelle Gellar'a, Justin Timberlake'ten Mandy Moore'a film popüler kültür ikonlarıyla sarılmış durumda, bir de bunun üstüne Kaliforniya'da geçen öykünün postmodern toplumun tam bir aynası olduğunu söylemek çok da güç değil. Film sosyolojik Amerika analizini, politik analizle sentez ederek ortaya karışık bir Amerikan salatası çıkarıyor ama bunu yaparken işin içine Hıristyan mitolojisini, bilimkurguyu ve müzikal öğeleri de sokunca film işin içinden çıkılmaz büyük bir bulamaca dönüşüyor. Öykü tüm gücüyle katmanlı bir yapı kurmaya kalkışsa da, bunları alt alta birbirine yedirerek değil, yan yana koyarak yapıyor bu yüzden filmi izlerken neresinden tutacağınızı şaşırıyorsunuz.
Daha önce bahsettiğimiz Lynch referansını ele alırsak böyle bir yapının karşımıza çıkması çok da şaşırtıcı değil. Fakat Lynch'in özellikle son dönem filmlerinde her ne kadar rüya üstü, film üstü bir anlatımı olsa da tüm öykü tek bir tonda, tek bir atmosferde buluşabiliyor. İşte "Kıyamet Öyküleri", belki de ikinci defa elden geçirilirken, bu tonu yakalamaya çalışsa da başaramıyor ve kendi kendini tatmin eden, burnu havada bir film olarak kalıyor.
Zorlayıcı bir film
"Kıyamet Öyküleri" son zamanlarda izlediğimiz en talepkâr filmlerden biri, seyircinin tam katılımını hatta birden çok kez izlenmeyi ve düşünülmeyi talep eden bir film. Elbette bu filmin de her "olay" film gibi fanatikleri ve nefret edenleri olacak, belki de yeri geldikçe tartışılmaya devam edecektir. Bu durumun sadece filmin tematik olarak ortaya attığı fikirlerden yola çıkılarak gerçekleşeceğini düşünüyorum. Çünkü sinematik olarak baktığınızda elindeki yoğun öyküyü bulandıran, kimi yerlerde "ben çektim, oldu" yaklaşımı sergileyen, kendi öz eleştirisini yapamayan bir anlatı bu güzelim yaratıcılığı ve malzemeyi harcıyor. "Kıyamet Öyküleri", "Donnie Darko"nun o hikâyenin altından kalkmayı başaran, ustalara taş çıkaran anlatımının yanına bile yaklaşamıyor.

Kimler İzlemeli?
Distopya filmlerini takip edenler.
"Donnie Darko" hayranları.
Lynchvari filmlerden hoşlananlar. Kimler İzlememeli?
Alternatif hikâye ya da anlatımlardan hoşlanmayanlar.

Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 06-06-2008, 11:53
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 96
Standart

Eminim tüm sinemaseverler 2001 yılında büyük yankı uyandıran ve Gyllenhaal kardeşlerin popüler sinema dünyasına "gerçek anlamda" teşrif etmesine vesile olan "Donnie Darko"yu izlemediyse bile hatırlayacaktır. Bunu gönül rahatlığıyla söylüyorum çünkü tarzlara farklı yaklaşımlar getiren yönetmen ve filmler hep akılda kalıcı olmuştur. Beş yıl süren suskunluğunun ardından Richard Kelly'nin çok daha başarılı bir yapımla karşımıza çıkmasını ve Hollywood'daki yerini sağlamlaştırmasını beklerken maalesef "Kıyamet Öyküleri" ile büyük bir hayalkırıklığı yaşadığımız aşikâr. Tamamıyla kurgusal ve gerçeklerden oldukça uzak bir öykü olan "Kıyamet Öyküleri" 2008 Amerikası' nda geçiyor. 2005 yılında Teksas'ta yaşanan nükleer saldırı, ülkenin sonraki üç yıl içerisinde karşılaşacağı politik, çevresel ve sosyal felaketlerin sadece başlangıcıdır. Akabinde tüm eyaletler federal polis devletleri olarak bağımsızlıklarını kazanır ve eyaletler arasındaki geçişler artık pasaportla gerçekleşmeye başlar. Hükümet , 'USident' adlı bir enformasyon ağı ile tüm vatandaşlarının mahremiyetine el koyar ve herkesin her hareketini izlemeye başlar. Tabii reaksiyon gecikmez ve hükümet karşıtı gruplar yeraltında kuvvetlenerek sisteme karşı bir anti enformasyon ağı kurar ve adına da "USideath" derler. Senatörlere şantaj yaparak, sağda solda eylemler gerçekleştirerek ve basını yanıltarak etkili olmaya çalışan bu gruplar bir süre sonra ortalığı büyük bir kaosa sürükler. Tüm bu kaos esnasında sosyal çürüme de doruğa ulaşmış, porno yıldızları sabah programlarında plajdan canlı yayın yaparak gündemi tartışır hale gelmiş ve insanlar arasındaki ilişkiler rezil bir hal almıştır.
Bunca detay ve veri akışı sonrasında kafası karışan seyirci karakterlere odaklanamıyor
Film boyunca İncil'den alınmış vahiyler, gelgit jeneratörünün uzay zaman eğrisinde yarattığı çatlaklar ve yasa tasarısı 69 gibi bir sürü yorucu ve gereksiz detayı anlamaya çalışırken karakterlere odaklanmak bir yana filmin strüktürünü (gerçi bir strüktür olup olmadığı da ayrıca tartışılır) dahi doğru düzgün algılamak mümkün değil. Boxer Santaros (Dwayne Johnson) adında bir aktörün hafıza kaybı neticesinde yaşadığı kimlik bunalımı ve finanse etmeye çalıştığı film projesi, yolunun ünlü olmaya çalışan porno yıldızı Krysta Now (Sarah Michelle Gellar) ile kesişmesi ve tüm bunların arasında polis memuru Roland Taverner'ın (Seann William Scott) gizemli bir şekilde ikiye bölünen kimliğini arama çabaları ana karakterler hakkında genel ipuçları verebilir. Ayrıca Justin Timberlake'in canlandırdığı ve daha önce Irak'ta savaşmış Pilot Abilene arada sırada elinde uzak mesafeli dürbünlü silahı ile beliriyor ve filmin sonuna doğru müzikal öğelerle desteklenmiş parti sahnesinde dans ederek karşımıza tekrar çıkıyor.
Ancak karakterlerin birbiriyle olan bağlantıları bir süre sonra o kadar karmaşık bir hal alıyor ki filmin akışını takip edebilmek bir azap oluyor seyirciye. Enerji politikaları hakkındaki görüşlerini açıklarken bir anda pornografik sözler söylemeye ya da düpedüz küfür etmeye başlayan bir karakter marjinallikten ziyade tamamen anlamsız geliyor. Felsefi ve imgesel o kadar çok ifade var ki bir süre sonra film tamamen gerçeküstü bir boyutta ilerlemeye ve seyirciyi boğmaya başlıyor.
Kısacası "Kıyamet Öyküleri" absürd öyküsü, son derece karışık ve felsefi detaylar ile yüklü anlatımı ve iç içe geçmiş karakterleriyle anlaşılamayan ve hazmedilmesi güç bir yapım. Başarılı bir bilimkurgu bekleyenlerin ya da kaliteli oyunculuklar görmek isteyenlerin hiç zahmet etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak yine de Richard Kelly hakkındaki tüm olumlu görüşlerin bu filmle çürütülmesine karşıyım zira "Donnie Darko" gibi bir blockbuster'a imza atan yönetmenin yakın bir tarihte mutlaka sağlam bir yapımla karşımıza çıkmasını umuyorum.
Kimler İzlemeli?
Gerçeküstü, sıradışı ve absürd hikâyelerden hoşlananlar.
Filmlerde karakterlerden ve oyunculuklardan çok felsefi ifadelere ve imgelere önem verenler. Kimler İzlememeli?
İyi oyunculuklar görmek isteyen ve kaliteli bir bilimkurgu bekleyen hiç kimse.
Richard Kelly'nin adını görüp "Donnie Darko"nun kalitesine eşdeğer bir yapım bekleyenler.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
(2006), kıyamet öyküleri, southland tales

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:39.

Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by D-Z0N3 3.1.0 ©2008, company, Inc.
Tavsiye Ettiklerimiz Kadın | Pembe Diziler | Dini Sohbet | Sohbet | Sesli Sohbet | Sohbet Odaları | oyna | Televizyon Camiası Hakkında Bir Site | Eğlence Forum | PaylasimDenizi | sonsuzpaylas